10 Şubat 2012 Cuma

O herifin burnunu kırmak istemiştim

O herifin burnunu kırmak istemiştim. Senin soyadın sadece sana yakışırdı.

Farklı ses tonlarından/ağızlardan/dudaklardan/boğazlardan/adamlardan/kadınlardan aynı sözleri duyduğum için insanlardan bıktığım an.

Bunun adı aşk bile değil. Çünkü insanlar aşık oldukları adamın/kadının yüzlerindeki çizgileri ezberlemeye çalışmazlardı. Öyle anlatmıştın. İnsanlar aşık olunca tamamlanırlardı belki ama hiç kaybolmazlardı, bense; sana dokunamadığım her gün bir şeylerimi daha kaybediyordum, eksiliyordum, yok oluyordum.

Bir yerlerde insanlar var, beni karşılarına alıyorlar; "Üzülme, geçecek." diyorlar. Ben insanlara anlatamıyorum. Ben size üzülüyorum. Hiç benim gibi bakmadınız, hiç O'nun gibi görmediniz. Anlatamıyorum. Artık denemiyorum da. Geçmesi gereken bir şeyler yokken, asla denemiyorum.

"Ben de senin gibiydim." derken, yüzüme nasıl da bakamıyorlar halbuki. Çünkü asla benim gibi olmadılar. Asla gerçekleşmeyecek bir yalanı yaşamak nasıl bir histir, hep merak ettim. Yalanlar gerçekleşir mi diye sorma. Ama yalanlarında hisleri/hissettirdikleri vardır. Söyleyerek öğrendim.

Ama bazen bazıları vardı, ben anlattıkça ağladılar. Bazıları vardı; başlarını çevirip gittiler. Bazıları vardı; şaşkın sorular sordular. O insanlar, sadece bazen kaybettiler. Hiç anlatmadılar, ama çoğu zaman kazandıklarını ben gözlerinden okumuştum.

Şimdi, görüyorum herkesi. Bir kısmı çok güzel yaşıyor, bir kısmı ´asla gerçekleşmeyecek bir yalan`ı yaşıyor.

O herifin burnunu kırmak istemiştim.
Ama üzülme.
Hepsi geçecek.
Ben de senin gibiydim çünkü.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder