23 Nisan 2012 Pazartesi

Gecenin bir sabahı.

Sabah karanlığı.
Hazırlandım ve çıktım.
Bir yere gidiyorum.
Yollar bomboş, gökyüzü çok gri.
Sonra o ağır demir kapıyı itekledim.
Bomboş bir koridor karşıladı beni.
Bomboş ve eski.
Lise gibi bir yer burası.
Neden geldiğimi bilmiyorum.
Sadece bir şeyler arıyorum.
Sınıflar var, eski kocaman odalar var, rutubet kokuyor, duvarlar dökülüyor, tavanlar akıyor.
Sonra, bambaşka bir binaya açılıyor bir kapı.
Tema aynı; eski, büyük, rutubetli.
Bu sefer insanlar var. Bir şeyler için hazırlık yapıyorlar sanki.
Çok meşguller, çok meşguller.
Çok aceleleri var. Çok hızlılar. Konuşmuyorlar.
Çok bağırdım duymadılar. Şaşkın şaşkın dolaştım aralarında, gözlerinin içlerine de bakmıştım halbuki.
Sonra bir kadın geldi uzaktan. Güzel saçları vardı, gözleri de.
Kolumdan tuttu. "Bak kızım" dedi sakince, "gidecek birazdan. Hazırlığını yapıyorlar."
"Kim!?" diye sormak kendime hakaretti.
Koşmaya başladım;
bütün sınıflara baktım, koridorlar geçtim, rutubetler çektim içime.
Hava aydınlandı.
Seni bulamadım.
Sarılacaktım, "Gitme" diye ağlardım da belki biraz.
Ama kesin sarılacaktım.
Sen çoktan gitmiştin, zaten gitmiştin.

Çok özledim.
Çok istedim.

Rüyamda koşuyordum.
Hiçbir şey düşünmüyordum.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder