10 Temmuz 2012 Salı

Benim Oksijenim

19 yaşındayım.
Ve sanırım hayatımın şu gününe kadar babama o kadar sıkı sarıldığımı hatırlamıyorum.
Aslında; babama gerçekten sarıldığımı, gerçekten hiç hatırlamıyorum.

Dünyanın en korkunç rüyasını gördüm geçen gece.
Nasıl olduğu önemli değil, babam öleceğini söylüyordu işte.
"Ben de," diyordu, "gideceğim elbet kısa bir zaman sonra."
Göğsüm sıkıştı, boğazıma devasa gemici düğümleri dizildi, hiçbir şey söyleyemedim.

Nasıl uyandığımı, yataktan nasıl fırladığımı hatırlamıyorum bile.
Sadece babamın odasına doğru koştuğumu biliyorum.
O kadar sıkı sarıldım ki.
Sanki bu, ilk ve son şansım olacakmış gibi.

O ana kadar, babamı hakkettiği kadar sevmediğimi düşündüm.
O ana kadar, babamı hiç sevmediğimi düşündüm.
O ana kadar babamı neden sevmemiştim?
O ana kadar, kaybetme korkusuyla hiç bu kadar burun buruna gelmemiştim.
O ana kadar, babamı birgün kaybedebileceğim hiç aklıma gelmemişti.

Bazı insanlar vardır; oksijen gibidir.
Göremezsin, işitemezsin, hissedemezsin bile.
Varlığını ancak yokluğunda anlarsın.

Babam benim oksijenimmiş. Bilememişim.
Tam 19 yıldır sayesinde nefes aldığımı farkedememişim.
Çok üzgünüm!

Oksijenlerinizi kaybetmeyin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder