17 Eylül 2012 Pazartesi

Mesafeler ve Ardındakiler

Birçoklarının "kendini kandırmak" dediği, kilometrelerce ötedekileri izliyorum şimdi.
Aranda şehirler vardır ama.
Buradaki hisler daha gerçektir, çünkü parmak uçlarınla dokunamazsın.
Kelimelerle oynamak zorundasın, beyinlerin içine girmen gerek etkilemen için;
dekolteler işlemez, güneş gözlüklerinin güzelliği sökmez, giyim tarzın yemez.
İlla çok süslü konuşacaksın.
Gördüğün zaman kalbinin göğüs kafesini yırtmasından vazgeçeceksin bir kere.
Belki asla göremeyeceğin insanları seveceksin.
Duymakla yetineceksin.
Ses tonlarını ezberleyeceksin.
Hikayeler dinleyeceksin.
Masallar anlatacaksın.
Olmak istediğin gibi olacaksın.
Mesafelerle savaşacaksın.

Ya da hiçbirini yapmayacaksın.
Zaten gidemeyen bir insansan, bekle geçsin.
Zaten çok uzaktaydı.
Zaten dokunamayacaktın.
"Şuan seninle sevişmeyi en çok hak eden insan benim."
Zaten o kadar mesafeyi sen bile aşamazdın;
dünyanı sırtçantana sığdırmaya çalışıp, öylece çekip gidemezdin.
Burada bir düzenin vardı.
Tamam düzen kurulurdu.
Ama arkanda bırakmaman gereken insanlar vardır.
Onları bir kere kaybedersen, asla geri kazanamazdın.
Sen gidemezdin.
En iyisini yaptın; tükenip bitmesini bekleyerek.
"Seni görmeden öleceğim."
"Emin misin?"
"Beni görmeden öleceksin."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder