24 Ocak 2013 Perşembe

"Ondan sonra ağlatabilen ilk insan" -3-

Şarkı
Mutlu olunca şüpheye düşmek diye bir şey var.
Mutlu olunca ne kadar aptallaşabileceğimi asla kestiremeyeceğime dair yazılar yazmıştım.
Bu kadar iyi hissedince tedirgin olmak diye bir şey var.
Bu kadar iyi hissedebilmenin bana ne kadar uzak olduğunu düşünerek uyuyordum birkaç gün önce.

Sorunlarla boğuşurken, yorgunluktan pes etme noktasına geldiğimde annem, "Ortada bir sorun olduğunu farkedebilecek kadar uyanıksın demekki." der ve bana pes durumunda es verip, devam edebilmek için ihtiyacım olan gücü uyandırırdı.
Ben şuan uyuyorum, çok derin.

O çok "iyi hissetme", kafatasımın arkasından, omurgam yardımıyla bütün hücrelerimin çekirdeklerine kadar uzanıp beni uyutan dumanımsı bir uyuşukluk yayıyor, durduramıyorum.

Ondan sonra ağlatabilen ilk insan bugün benim şehrime geldi, her şeyden şüphe eder hale geldim.

İyi uykular.

17 Ocak 2013 Perşembe

Nedensellik

Sonuçlara değil, nedenlere odaklanırsan sorunları çözebilirsin.

Aynaya bakıyordum, sadece ağlarken güzeldim.

Saçlarıma sinen sigara kokusundan, kendime zarar verişimden şikayetlenmekle hiçbir yere varamayacağımızı ikimiz de biliyor olmalıyız. Sonuçlar çoğu zaman yalancıdır çünkü.

Evden çıkarken güzel bir göz makyajı yapmıştım, yanaklarımda siyah uzantılar belirmiş.

Mesela, tepen her attığında, öyle ağlamaklı olduğunda, işte sağı solu kırmak istediğinde kendini sakinleştirmek için elinin altında sürekli bir paket sigara taşıyorsan, bu bir sigara içme nedenidir.

Kendime baktıkça daha çok ağlayasım geliyordu, en çok kendimi seviyordum; en çok kendime acı çektiriyordum.

Eğer neden bu kadar öfkeli olduğumu, ağlamaya bu kadar yaklaştığımı, dişlerimi sürekli sıktığımı çözebilirsen -ki bunu yapabilecek çok nadir insanlardansın-, belki mantıklı cümleler kurabiliriz.

Beni böyle görseydi, sarılır mıydı acaba?

Çünkü ben, şu sıralar kendi başıma, kafamın içindeki seslerle birlikte bile bu kadar sağlam saçmalayabiliyorken, bir de mantığına bu kadar güvendiğim insandan aptalca sözler duymaya katlanamayacak kadar yorgunum.

-Birazcık mantıklı olabilecek miyiz acaba?
-Buna neden ihtiyacımız var?
-Sığınacak başka bir yerim yok, ondan.

8 Ocak 2013 Salı

"En büyük yanlışları ben yaptım."

Yine yeminler etmiştim, yumruklarım havayı dövmüştü öyle, dişlerimi sıkmıştım.
Kendime hedefler belirlemiştim, "Şunlar olsun, bu kadar param olsun, şu kadar çalışayım, kimseyi sevmeyeyim, sonra öylece öleyim."
Dik duracaktım, kafa tutacak kadar yalnız, herkesten nefret edecek kadar kendime düşkün olacaktım.
Duvarlar örecektim, örmüştüm de, kimseyi yaklaştırmayacaktım yanıma.
Seni unutacaktım.
Geçmişi unutacaktım. 
Seni benden alanları unutacaktım.
Bugün asla gelmeyecekti.
Hesaplamıştım, yemin ederim.

Şimdi, dizlerimin üzerinde, omuzlarımın taşımakta zorlandığı gecenin soğuttuğu camda başım, nefes aldıkça buğulanıyor görüşüm, seni biraz daha sevmiyorum, gittikçe iğreniyorum, özlemiyorum, nefret ediyorum.

En büyük yanlışları ben yaptım.