1 Nisan 2013 Pazartesi

Gidişin Hikayesi: -1-

Nereye gideceğini bilmeden buraya kadar yürümüştü.
Alıştığı insanların hiçbirini tekrar görmek istemiyordu.
Hepsinden uzakta olmalıydı.
Her sabah aynı insanlarla selamlaşmamalıydı.
Hep aynı büfeden sigarasını almamalıydı.
Sürekli uğradığı mekanın çalışanı "Her zamankinden getiriyorum" diyip gülümsememeliydi.
Kafasındaki şey, en klişesinden "yeni bir hayat"tı.

Tarih birnisanikibinonüç/pazartesi idi.
Saat akşam dokuz.
Gök gürlüyordu.
Üzerine denizleri boşaltıyorlardı.
Cebinde çok az parası vardı.
Müzik çalarının şarjı bitmek üzereydi, gerçi dinleyecek güzel parçaları yoktu eskisi gibi.
Çantasındaki kitapları da kesin ıslanmıştı.
Aç olduğunu hissetmiyordu, ama midesi boştu.
Üşümüyordu.
İnanılmaz ıslaktı ve yorgundu.

Oradan hiç ayrılmamalı mıydı?
Bu hikaye nasıl bitecekti?
Bilmiyordu.

Bildiği ve yapabildiği tek şey yürümekti.
Koşuyordu.

2 yorum:

  1. Yalnız olmakla yalnız kalmakla arasında çok ince bir fark var. Çok güzel bir yazı olmuş gerçekten. Şu an ki ruh halimi anlatıyor adeta...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında henüz bitmedi, becerebilirsem dört parça daha yazıp öyle bitireceğim hikayeyi. Teşekkür ederim beğenin için. İçimden ne geçiyorsa yazdım işte.

      Sil