23 Haziran 2013 Pazar

Gidişin Hikayesi: -4- SON

-buradabirşarkıvar-

Buraya nasıl geldiği hakkında bir fikri yoktu.
Aslında, hayatında ilk defa bu kadar yüksek bir yerden yeryüzüne bakıyordu.
Kafasının içinde yankılanan melodileri durduramıyordu, her seferinde daha da güçlü duyuyordu.
Beyni ona böyle güzel bir ölüm seremonisi hazırlamıştı, böyle düşünüyordu, şikayetçi değildi.

Burada olduğunu kimse bilmiyordu, Adam'dan başka.
Gerçi, bilseler ne değişecekti, kolundan tutup onu vazgeçirmek için mi uğraşacaklardı?
Uğraşsalar bile boşunaydı, işe yaramazdı. Zira şuan, hayatında hiç olmadığı kadar güçlüydü.
Kendine söz vermişti, geri adım atmak yoktu, bu onun savaşıydı, ve kazanacaktı.

O'nu düşündü, Tanrım, O. Güzellerin en beyazı.
Yolların sonu, hislerin derini, gökyüzünün huzuru ve gecenin aydınlığı.
Tanrım, O.
Söyleyecek bir şey yoktu artık, söylenecek her şey söylenmişti şimdiye dek.

Birazcık eğilip aşağıya baktı. Yere çakılmasının ne kadar süreceğini hesaplamaya çalıştı,
Ve teni yerle buluştuğunda vücudunun/kemiklerinin/organlarının ne hale geleceğini düşünmemeye.
Kendini bırakacaktı.
Şuan tam kestiremediği bir süre sonra yerle buluşacaktı.
Ve sonra hissizlik.
Beklenen şey tam anlamıyla buydu.

Kendini bıraktı.
Kısa bir süre, 32 saniye, yere çakıldı.
Ama ölmedi.
Sadece uyandı.