2 Temmuz 2013 Salı

"Ondan sonra ağlatabilen ilk insan": -4- SON

Haziran/2013
"Birbirimize her zamandan ziyade uzağız, çünkü artık ümidim kalmadı. Bu sondu."

Ocak/2013
Arkasını dönüp gidişi, dudağının titremesinden sadece birkaç dakika sonraydı. Aramızdaki uzaklık "İstanbul-Ankara" kadar kilometreyken hayatta istediğim tek şeyin O olduğunu sandığım zamanlar bir kenara, matematiksel olarak uzaklığımızın yüz santimetreden daha az olduğu o anlarda  hissettiğim "aramızda dünyalar var" uzaklığını açıklayamıyordum. Nasıl bu hale geldik?

Nisan/2012
Her seferinde tam isminin başına sev- kökünden türeyen o güzel kelimeyi ekleyecekken, tam o kadar yaklaşmışken, bana o güzel kelimeyi kullanmanın getirdiği sorumlulukların O'nun için nasıl da baş edilmez olduğunu, benimle alakası olmadığını, meselenin bireysel olduğunu açıklamaya girişir ve sonra birgün birlikte uçurtma uçuracağımızın sözüyle konuyu kapatırdı.

Ocak/2013
Nasıl oldu bilmiyorum, bir sabah uyandığında aklına gelen ilk aklına gelen oldum ve dünyası durdu. Şimdi her şeyin daha kolay olacağını, zaten O'nu seven bir kadına aniden böylesine delice hisler beslemenin aslında bir adam için birçok şeyden/yerden/insandan kaçış kapısı olacağı konusunda kafasında oluşan fikirleri ve içinde bir yerler patlayan hisleri durduramamış, soluğu Ankara'da; yanımda almıştı.

Haziran/2012
Bavulu toplamamın yarım saati, yola çıkışımın dörtte üç saati ve yaşadığı kente varışımın bir nokta yirmi beş saatlik yolculuğu ardından, onun kentinde geçirdiğim ikinci gecenin sabahında, artık birlikte bu ortasından deniz geçen kenti de arşınlama vaktimiz geldiğini anlamıştım. Tekliflerim çok açık ve anlaşılırdı, birlikte yürüdüğümüz yollar olsun istiyordum O'nun kentinde. Lakin, aldığım geri dönüşler göğüs kafesimi sıkıştırıyordu ve en nihayetinde tam yirmi üç gün kaldığım o kentten hevesim kırılmış olarak döndüm; reddedilmiştim.

Ocak/2013
Aslında her şey gayet güzel başlamışken ve bir sorun çıkmazsa asla sonu gelmeyecek bir yola çıkmışken, yüzüne baktığımda bilmem kaç kilometre öteden O'na karşı hissettiğim şeylerin sadece zerresini dahi hissedemediğimden, şuan gidişini izliyordum. Asla geri gelmeyecekti. Asla tekrar çağırmayacaktım. Bütün kapılar kapanmıştı. Tekrar da açılmayacaktı.