4 Mart 2014 Salı

aptal

İçinde mutlu bir surat olan renkli bir fotoğrafa bakarken gözlerim doldu az önce.
İnsan bu kadar mı güzel kaybederdi? Bu kadar mı çirkin üzülürdü ardından?
Fotoğraftaki kimseyi tanımıyorum artık, yok saymak beni bu hale getirdi.
Sanırım birazcık delirdim.
Sanırım, delirdim.

Ve hikayem böyle başladı.

Uzun süredir yazarken hep aynı şarkıyı dinliyorum.
Yazdıklarım sadece bunlar değil elbette, defter tuttuğumu belirtmek istemiyorum.
Üç tanesinin yok olduklarına inanana kadar arka bahçede alevlerin içinde küle dönüşünü izledim.
Yazdıklarım kağıtlar tutuştukça kayboluyordu.
Hatırlamak için yazmıştım, yok edince unutulmayanlardan olmuştu her satır.
Sandığımdan daha dramatik bir andı.
Ağlamamak için kafamı yukarı kaldırdım.
Kısa bir süre sonra, pencereden bana bakan üst komşu beni gökyüzüne bakarak ağlarken gördü.
Bu da başka dramatik bir andı.
Neyse ki, komşu bu konuda anlayışlı çıktı ve bu konuyu hiç açmadık.

Ve böyle devam etti.

En büyük hayalim minik bir kız çocuğu büyüklüğünde.
En az okyanus kadar kederlenirim.
En çok avuç içi kadar sevinebilirim.
En fazla, kurtulmak istediklerimi yığarak oluşturduğum dağı yok edecek kadar güçlüyüm.
Kendimi iyileştirmek isterken güçsüz kaldım ve tükendim.
On yıl içinde ölsem işime gelir çünkü otuz sekiz yaşında olduğumu sanıyorum.
Arkamda bir şey bırakmayacağım giderken.
Her şeyi yok ettim. İnan!

Ve hikayem henüz bitmedi.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder