18 Temmuz 2014 Cuma

gaza

Bir sabah uyandığımda duyduğum ilk sesin helikopter sesi olmasının nasıl bir şey olduğunu bilmiyorum.
Okula gitmekle ilgili bir kaygım olsaydı nasıl baş ederdim, baş edebilir miydim, bir fikrim yok.
Şükrettiğim şey annemin henüz vurulmamış olması,
babamın eve sağ salim dönebilmiş olması,
kardeşlerimin kırkırdadıklarını hala duyabiliyor olmak olsaydı ya?
Gelecek beklentim bitseydi ve bir yerlerden seken bir mermiyle ölme ihtimalimin
yuvarladığım zarın tek sayı gelme ihtimaliyle eşit olduğu hayat koşulları altında ezilseydim
ya da,
benim ölümüm neyse, son nefesini kucağımda verseydi bir can,
ellerimde tutsaydım bedenini, elimden bir şey gelmeseydi yine de,
ne yapacaktım?

Bilmediği şeyler için şükürler eder mi insan?
Bir sokak nasıl kan kokar bilmediğim için,
bu korku nasıl bir korkudur bilmediğim için,
ölümle burun buruna yaşamadığım için,
kaybedecek bir şeylere sahip olduğum için,
şükürler olsun.
Edermiş!

Bana hesap sor!
Sessizliğimin,
güçsüzlüğümün,
farkındalığımın bu umursamazlığının,
hesabını bana sor.
Dua ediyorum, elimden bir şey gelmediğini düşünüyorum,
bana hesap sor.

Tek bir zerre hüzün varsa içimde, kanım kurusun.
Şehidin arkasından ağlanmaz zira.
Öfkeden başka bir şey değil.
"Neden bu kadar erken!"

Şükürler olsun, Allah'a inanıyorum.
Allah imhal eder, ihmal etmez.
Şükürler olsun, Allah'a inanıyorum.
Hesabınız tarafından görülecek, korkun!

"Ey zalimler! Bekleyin, biz de beklemekteyiz!"
"Ey zalimler! Yaptıklarınızdan Rabb'im haberdar!"

"De ki, 'Ey zalimler! Yenileceksiniz ve cehenneme sürüleceksiniz.'
Orası ne kötü bir sığınaktır."

Ali İmran/1-2


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder