14 Eylül 2015 Pazartesi

G

Çok önemli bir şey yapmam gerekiyormuş da, unutmuşum gibi.
Buluşmak için heyecandan delirdiğim arkadaşımı ekmek zorunda kalmışım gibi.
Keyifli keyifli yolda yürürken ayağım takılmış da birden kendimi yerde bulmuşum gibi.
Çok uykum varmış, ama yorgunluktan uyuyamıyormuşum gibi.
Gördüğüm en güzel rüya yol çalışmasının gürültüsüyle kesilmiş gibi.

Görüyormuşum, istesem uzanabilirmişim, ama kalın cam fanusların arkasında olduğunu içten içe biliyormuşum o yüzden asla uzanmıyormuşum, ama yine de istesem yaparım cakası satıyormuşum gibi.
Çok zor görünüyormuş gibi, ama aslında o kadar basitmiş ki, inanamazsın, ama kendimi o kadar iyi inandırmışım ki başaramayacağıma, denemeden kaybetmişim gibi.

Kaybetmeyeceğim iddiaya hiç girmezmişim, ama bile bile lades oluyormuşum kendime gibi.
Ne göreceğimi bildiğim halde, saat başı aynalarımı kontrol ediyormuşum gibi.
İçim kan ağlıyormuş gibi, ama hep kahkaha atıyormuşum gibi.
Ne dediğimi bilmiyormuşum, kendimden eminmişim yine de gibi.
Sokağın çıkmadığını biliyormuşum, ama hep sonuna doğru koşuyormuşum gibi.

İstesem her şeyi yaparmışım gibi, ama mecalsizliğin içini dolduruyormuşum gibi.

O kadar uzun süredir iyi hissetmiyormuşum ki, şuan kötü hissetmeme sebep olacak hiçbir şey yokken hayatımda, iyi hissetmenin nasıl bir şey olduğunu bilmediğim için, kötü hissetmeye devam ediyormuşum gibi.
Kaburga kemiğimi kırıp, bileğime saplayıp, bir baltaya sarılıp uyuyormuşum gibi sonra.
Ama kansızlıktan hiç etkilenmiyormuşum gibi.
Mecalsizliği en iyi ben bilirmişim gibi çünkü zaten.

12 Eylül 2015 Cumartesi

ö2

-kulaklık-

Bütün kavgalarım bir gecede bitti. Artık üzerine savaştığımız, kanımızı akıttığımız, öldürüp öldürüp dirildiğimiz topraklarda değiliz. Ayağa kalk.

Yüzüme bir rüzgar vuruyor ve her şeyi siyah beyaz görmeye başlıyorum.
Yukarı bakıyorum hep. Boynum ağrıyor, önemsemiyorum.
Konunun bütünlüğünü bulutun birinde kaybettim.
Acı çekmediğimden beri renklerim kayboldu.

Sana anlatamam.
Bir kere o kadar canım yandı ki, kemiklerim kırıldı.
Bir kere o kadar canım yandı ki, gittim parmağımı kırdım.
Gözümden bir yaş damladı, teknoloji yansıması ekranların ardından gördüm
ve dokunamadıkça daha da renklendim.
Aklı nasıl karışmaz insanın?
Aklın nasıl?

Kafamı çevirdiklerim gitti, gözünün içine baktıklarım var.
Seni sonsuza kadar izleyebilirim.
Yüzüne, ellerine, kollarına ve sırtına her zaman güvendim.
Ama asla benimle konuşmanı istemiyorum.
Kafanın içindekine ve ağzından çıkanlar/çıkacak olanlar için emin değilim.
Susalım, tamam.

Konu bütünlüğünü aklının içinde kaybettim.

Bunları düşündükçe,
o kadar özlüyorum ki, canını yakmak istiyorum.

Ama yine de savaşlarımız bitti artık.
Akacak daha fala kanımız yok.
Göğsümdeki harfleri al.