13 Nisan 2016 Çarşamba

dostum.beş

Dostum.

Dişlerimi ve yumruklarımı sıkmayı bıraktım.
Gücüm tükendi.
Balkonun köşesine yığıldım.
Gelip beni buradan al.

6 Nisan 2016 Çarşamba

dostum.dört

Dostum.

Bu sırtın,
bu yürüyen bacakların,
bu ellerin, kolların,
bu ayak izlerin.
Bunlar ne güzel gidişler.
Bunlar, ne?
Güzel gidişler.

Ben ki yürümelerin, gitmelerin en iyisi,
bak,
yetişemedim.
En önce giden kazandıysa,
ben bu yarışı kesin kaybedenlerdenim.

Her şeyi o kadar net görüyorum ki buradan,
yerin şu kadar metre altından,
bazı şeyleri algılayabilmek için benim kazanmamam gerekiyormuş,
bazı şeyleri algılayabilmek için benim kazımam gerekiyormuş, dibi.
Kabul ediyorum.
Geri çeviriyorum aramızdaki mesafelerden aklımı.
Evime dönüyorum.

Dostum.

Elimde, avucumda dostluğumuzdan kalan bu minicik şey
aylardır sırtımda taşıdığım dağın kendisidir.
Becerebildiğim en nazik şekilde kucağına bırakıyorum.
Daha iyi nasıl anlatılır bilmiyorum.
Elimden daha ne gelir bilmiyorum.

Artık çaresizliklerin en iyisiyim.