6 Ocak 2017 Cuma

kork.m

Biraz bunalmış ve sıkılmış, biraz da yorulmuş hissediyordum.
Yeni kafataslarına yolculuk yapmak için can atarken eski kafaların içinden çıkamamış olma olasılığının bire yakın olmasından korkuyordum.
Eski, zamanında çok iyi gerekçelerle öldürdüğüm, artık geçersiz insanların fikirlerini cebimde taşımaya devam ediyor olmaktan,
kapımı herkese açıp içeriye kimseyi almıyor olmaktan, yeni ve güzel şeylerle sadece bahçelere çıkıyor olmaktan,
evime, odama, cebimdeki eskilerle dönüyor olmaktan, onlarla uyuyor ve uyanıyor olmaktan korkuyordum.

Yola henüz çıkmıştım, yolu henüz koşmaya başlamıştım, iyi bir mesafe katetmiştim,
ama arpa boyu mu yol gitmiştim artık yoksa miller mi aşmıştım emin olamamaktan,
gitmeye devam etmek isteğiyle hareketi asla elden bırakmamaktan,
gitmeye çalışırken artık olmak istemediğim yere kendimi tekrar sürüklüyor olmaktan korkuyordum.
Yeni güç dengelerinin, büyük çarkların, tanımadığım dişlilerin arasında sürekli ezilmekten, bir türlü kurtulamamaktan, ezilmeye devam etmekten korkuyordum.
Nasıl ayakta kalacaktım, ayakta kalacak mıydım, ayakta kalmam gerekiyor muydu bilememekten, kendimi düşmekle kalkmak arasındaki yorucu forma sıkıştırıyor olmaktan korkuyordum.

Günaydın, iyi geceler, iyi günler, teşekkürler demeyi unutmaktan sonra unuttuğum için sürekli kendime kızmaktan, bu kadar basit şeyleri nasıl da meseleleştirdiğimi düşünüp kızmaya devam ederken herkese benzeyip bir hiç kimseye dönüşmekten korkuyordum.
Fedakarlığı, sevmeyi, iyiyi ve güzeli düşünmeyi artık bırakmaktan, gökyüzünün aydınlığına, yeşilin ferahına, mavinin serinliğine değil, yolumu dipsiz yeraltlarına, keskin uçurumlara, karanlığın sonuna çevireceğimden korkuyordum.

Korkmaya daha fazla devam etmeyeceğime, edemeyeceğime, etmemem gerektiğine, düşünmemem gerektiğine karar verdiğimde tanıdığım insanların büyük bir kısmı çoktan uykuya dalmıştı.
Gündüzle yetinemeyenler, geceleri birbirleriyle iyi geçinemezler dedim, uyandığımdan beri büyük bir özenle korumaya çalıştığım sessizliğe elimden geldiğince devam ettim.

Ateş olsam nereyi, ne kadar yakarım, ışık olsam kimi, nasıl aydınlatırım bilemeden geri çekilmeyi ve perdelerimi sıkı sıkı kapatmayı seçtim.
Toparlamaya çalıştıkça ellerimin arasından kaydı, anlatmaya çalıştıkça daha da karıştı, yürüdükçe uzaklaştı, baktıkça seyreldi.
Avucumun içinde yıllardır taşıdığım, benim için çok değerli olduğunu düşündüğüm ve incitmemek için elimden gelen her şeyi yaptım o tarifsiz şeyi artık yere bırakıyorum.
Nerede olduğumu bildiğimi söyleyemeyeceğim, ama nerede olmadığımı ve olmayacağımı bilecek kadar netlediysem kendimi, yarın sabah güzel bir hikayenin içine uyanmak en iyi dileğim olur.

Yazdıklarım söyleyebileceklerimin bir okyanus katı,
içimden geçenler yazabildiklerimin bir everest katı,
kafatasım, içimden geçenlerin kanyon katıdır.
Buraya sahip olduğum bütün katlarla bir resim çizdim.

Her şey için bir bedel ödemem gerektiğini zannederek uyuduğum bütün geceleri, hiçbir bedel ödemeden avucumun içine alabileceklerime uyandığım bir sabahla değişmeye hazır mıyım?
Artık bir daha ne yapmayacağımı biliyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder