29 Ekim 2014 Çarşamba

veda.2

Bunları elli bilmem kaçıncı doğum gününü kutladığımız, elindeki hançerle hepimizin göğüs kafesinde delikler açan ölü adamın en bilindik parçalarından birini dinlemeye başlamışken yazıyorum. Yağmurun, çamurun deymediği bir yüreğin güzelliğinin fikri başımı döndürmüş durumda.

Bu kadar.

Hissetiklerimi anlatmak isteyişimin içimde patlattığı volkanlardan taşanlar derimin altında gerçek bir acıya sebep oluyor. Yine de ihtiyacım olan kelimeleri bulamıyorum ve bir volkanik dağ daha yaratıyorum içimde. Kendimi hapsettiğim çıkmazı daha iyi anlatmak lazım gelirse şah damarıma yeni bilenmiş bir kesici alet yaslamam gerek. Lakin kimseyi korkutmak istemem, şimdilik köşede dursun.

Bu kadar yakın.

Sen hariç herkesin suratına gözümün ucuyla baktım. Söylediklerini ciddiye almadım, bütün tekliflerini reddettim.
Hiç kimsenin yanıma sokulmasına dahi izin vermedim.
Herkesten nefret ettim.
Seni avucumun içine ve bütün hariçleri elimin tersine aldım.

Bu kadar yakın olmak ve hala.

Güzel bir kitapçının arkasındaki kafede saatlerce oturduk birgün.
Sana şimdiye kadar anlatmadığım her şeyi anlattım, sakladığım her şeyi gösterirken.
Şaşkınlığından başlayarak hayranlığına ve hoşnutsuzluğuna kadar her sesi kaydetmiştim ogün bir cihaza. Elimde bir saat yedi dakika üç saniyelik bir ses kaydı var. Bir zamanlar sahip olduğum, kaybedersem her şeyin çekilmez olacağını düşündüğüm, şimdilerde ise özlemekle yetindiğim her şeyim onun içinde işte. Aklım almıyor, bu duruma nasıl geldim.

Bu kadar yakın olmak ve hala
konuşamamak.

Şimdiki aklım olsa seni nasıl benimsediğimi ve aramızda ne olursa olsun sana hissettiğim şeyleri asla tüketemeyeceğimi daha iyi izah etmeye çalışırdım sana. Şimdiki aklım olsa seni o beyinsiz çocukların yanına da bırakmazdım, bana söylediğin beyinsiz şeyleri de senin yanına. Şimdiki aklım olsa o zamanlar hep o öfkeyle söylenmiş, taşa söylesen toz olur hırçın cümleleri de kullanmazdım. Şimdiki aklım olsa seni yok ederdim ve bunların hiçbirini yaşamak zorunda kalmazdık. Biraz susalım.

Bu kadar yakın olmak ve hala konuşamamak, dokunamamak. 

Sana kaç kere veda ettim, hala tükenmedim. Yazdıkça ne kadar da yazmadığımı farkediyorum. Bir şey daha hatırlıyorum, bir şey daha, bir şey daha ve bir şeyler birleşip senin dahil olduğun şeylerin sonsuzda bir parçasını bile oluşturmuyor.

Şimdilik yazacaklarım bu kadar ki, dikkatim dinlediğim şarkının sözlerine kayıyor aklım.
Nasılsın? 

"Avutulmuş çocuklar çoktan sustu.
Bir ben kaldım, bir ben kaldım.
Tenhasında gecenin, avutulmamış ben

İşi gücü olanlar, çoktan gitti.
Bir ben kaldım, bir ben kaldım.
Voltasında gecenin, hiç uyumamış ben."

İyisin.